Basın Açıklaması / İki Öğrencimizin Müessif Kayıpları Sonrası Okul Kantinlerine İlişkin Açıklama

İki Öğrencimizin Müessif Kayıpları Sonrası

Okul Kantinlerine İlişkin Açıklama

Son bir hafta içinde önce Ankara’daki bir ilkokul öğrencimiz okul kantininden satın aldığı ürün ve Diyarbakır’daki başka bir ilkokul öğrencimiz okul çevresindeki bir marketten satın aldığı aynı ürün sebebiyle hayatını kaybetti. Öğrencilerimize Allah’tan rahmet, tarifsiz bir acı yaşayan ailelerine ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.

Bu elim haberler okul kantinlerini yeniden gündeme getirdi. MEB, konuyla ilgili inceleme soruşturma başlattığını, okul yöneticilerini açığa aldığını ve söz konusu kantin işletmecisinin sözleşmesini feshettiğini duyurdu. Böyle elim bir hadisede sorumluluğu olanların bir an evvel tespit edilmesi ve cezalandırılması elbette gerekmektedir.

Ancak okullarımızdaki kantin sorunu, bir kantinci ya da bir okulla ilgili bir sorun olmanın ötesindedir. Öncelikle okullar, başta temizlik ve güvenlik olmak üzere temel gereksinimleri karşılamak için devletin sağlaması gereken ödenek açıklarını gidermek amacıyla kantin gelirlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Bu da okul yönetimlerini, uzmanı olmadıkları bir konuda sözleşme yapma, yönetme ve denetleme sorumluklarını üstlenmeye zorlamaktadır.

Okul yöneticilerinin, kantinlerin bir işletme olarak mali detaylarını; gıda sektörü olması hasebiyle sektöre ilişkin ayrıntılarını tam anlamıyla bilmeleri ve bu çerçevede sorumluklarını yerine getirmeleri büyük oranda mümkün olmamaktadır.

Bütün bu uzmanlık eksikliklerine rağmen kantinlerle ilgili yönetmelik çerçevesinde üstlendikleri sorumlukları yerine getiren ve satışı yasak olan ya da uygun olmayan ürünleri tespit ettiklerinde, bu ürünlerin kantinlerden kaldırılması ile ilgili karar Tarım Bakanlığı uzmanlarının kararına bağlı olduğundan okul yöneticileri esasen tam anlamıyla bir yetki sahibi de değildirler.

Kantin söz konusu olduğunda ortada açıkça bir çıkar çatışması durumu da söz konusudur. Okul yöneticilerinin kantinlere yönelik olarak ilgili yönetmelik çerçevesinde yaptıkları denetim ve uyarılar Kantinciler Odasının kararları, düzenlemeleri ve ilçe, il ve Bakanlık düzeyindeki lobi faaliyetleri ile kadük kalabilmektedir.

Okul kantinleri büyük gıda firmalarının da bir pazarı konumundadır. Okul yöneticileri, okullarındaki kantinlerin denetimlerini yaparken doğrudan ya da dolaylı olarak bu büyük gıda firmaları ile de mücadele etmek zorunda kalmaktadır.

Bütün bu sorunların devlet okullarında olduğu kadar özel okullarda da yaşanan sorunlar olduğu bilinmelidir. Özel okullarda görev yapan yönetici meslektaşlarımız, bütün bunlara ek olarak okulun kurucularıyla da karşı karşıya kalabilmektedirler.

Kantinlerle ilgili en önemli husus öğrencilerin beslenme ihtiyaçlarıdır. Öğrencilerin zorunlu olan eğitim kademelerinde yani ilkokul, ortaokul ve lisede düzeylerinde, okul zamanındaki beslenme ihtiyaçları açıkça devletin sorumluluğunda olmalıdır. Oysa devlet bu sorumluluğunu kantinler aracılığıyla özel sektöre ihale etmiş durumdadır. Bu durum açık bir insan hakkı ve Anayasa ihlalidir.  Ayrıca ülkemizin taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin en önemli ilkesi olan “çocuğun yüksek yararı ilkesi” de bu bağlamda ihlal edilmektedir. Sözleşmenin 3/1 Maddesinde, “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.” hükmü, MEB ve MEB’e bağlı tüm idari birimler ve okullar için de geçerlidir. Başka bir deyişle, çocuklarımızın yüksek yararı, okulların ve marketlerin çocukların sağlığını ve yaşamını tehdit eden gıdaların satışından elde edilecek gelirden çok daha öndedir. Bir diğer açıdan, bu yaşanan elim hadiseler, çocukların beslenme yükümlülüğünü yerine getirmeyen devletin öğrencilerin her türlü gelişimlerini sağlama yükümlülüğünü de yerine getirmediğini göstermektedir.

Öğrencilerin kantinler aracılığıyla beslenme ihtiyaçlarını gidermesinin bir boyutu da her öğrencinin kantinlerden alışveriş yapacak mali imkanlarının olmaması durumudur. Bu durumda öğrencileri arasındaki paylaşım, dayanışma ve birliktelik ruhu bozulmakta ve öğrencilik yıllarında sınıfsal farklılıkların gün yüzüne çıkmasına yol açmaktadır.

MEB, bir okul yöneticisi meslektaşımızı açığa alarak ya da cezalandırarak böyle önemli bir sorun ile ilgili olarak üzerine düşen görevi yapmış olmayacaktır.

MEB okul kantinleri ile ilgili konuyu öğrencilerin beslenme ihtiyaçları ve okulların mali ihtiyaçları kapsamında ele almalı ve sürdürülebilir çözümler geliştirmelidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

12 Aralık 2019

Öncü Okul Yöneticileri Derneği

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir