Kendi Kendine Öğrenme – Makale

Makale Adı: Psikolojik Sözleşme ve İş Tatmini İlişkisi: İstanbul Avrupa Yakası Endüstri Meslek Lisesi Öğretmenleri Üzerine Bir Araştırma

Yayımlandığı yer: Marmara Üniversitesi Öneri Dergisi Cilt 11, Sayı:43, Ocak  2015, ISSN1300-0845, ss119-144 DOI: 10.14783/od.v11i43.5000070105

Hazırlayan: İhsan YİĞİT

TAM METİN PDF İNDİR

Özet: Araştırmacı, İstanbul ili Avrupa yakasında hizmet veren mesleki ve teknik eğitim kurumlarındaki öğretmenlerin psikolojik sözleşme ihlallerinin iş tatminine etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın sonuçlarına göre, işgörenlerin psikolojik sözleşme ihlali algı düzeyleri ile iş tatmini düzeyleri arasında istatistiki olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.

Araştırmanın hipotezleri:

H1: Psikolojik sözleşme ihlalleri ile iş tatmini arasında negatif ilişki vardır.
H2:Psikolojik sözleşme ihlali iş tatminini negatif olarak etkilemektedir.

Araştırma Yöntemi: Çalışmanın ana kütlesini temsil edecek herhangi bir örneklem seçilmemiş, gönüllü katılım esas alınmıştır. Oluşturulan anket formu el ile dağıtılmış ve gönderilen toplam 600 anketten 372 adet geri dönüş sağlanmış, örneklem sayısının ana kütleyi %5 hata payı ile temsil ettiği görülmüştür.

Veri toplama sürecinde araştırma modeline uygun olarak oluşturulan anket formu 84 maddeden oluşmaktadır. Bu maddeler kendi içinde demografik maddelerin yanı sıra çalışanların psikolojik sözleşme ihlali ve iş tatmini algılarını ölçmeye yönelik olarak toplam üç bölümdür.

Çalışmanın ilk kısmında psikolojik sözleşme ve ihlallerinden, ikinci kısımda iş tatmini kavramından bahsedilmiştir. Çalışmanın üçüncü kısmında psikolojik sözleşme ihlallerinin iş tatminine etkisi, yönü ve koşullarının neler olduğu ifade edilerek buna yönelik hipotezler oluşturulmuştur.

Tartışma: Araştırmacı, çalışmada, psikolojik sözleşme ihlali ile iş tatmini, performans, örgütsel bağlılık arasındaki lişkileri inceleyen araştırmalara değinmiş, öğretmenlerin mesleğe başlamadan önce yapmış oldukları psikolojik sözleşmelerinin başladıktan sonra ihlal edildiği, öğretmenlerde çalışma koşulları, ekonomik nedenler, kariyer basamaklarının sınırlılığı, mesleki ve teknik anlamda kendilerini geliştirme koşullarının zorluğu gibi nedenlerle psikolojik sözleşme ihlallerinin olabileceğini ifade etmekte bunun ise öğretmenlerin iş tatminlerini negatif olarak etkileyebileceğini öne sürmüştür.

Sonuç ve Öneriler:

  1. İş Tatmini, Psikolojik Sözleşme ve Sosyo-Demografik Değişkenler Arasındaki İlişkiler
  2. Psikolojik Sözleşme İhlal Düzeyinin İş Tatminine Etki Düzeyine Yönelik Bulgular
    1. İşin Niteliklerine Yönelik Psikolojik Sözleşme İhlalinin Kişisel İşTatminine Etkisi
    2. İşin Niteliklerine Yönelik Psikolojik Sözleşme İhlalinin Terfi Tatminine Etki Düzeyi
    3. Güçlü ve Adil Yönetime Yönelik Psikolojik Sözleşme İhlalinin Kişisel İş Tatminine Etki Düzeyi
    4. Güçlü ve Adil Yönetime Yönelik Psikolojik Sözleşme İhlalinin Terfi İş Tatminini Etki Düzeyi
    5. Güçlü ve Adil Yönetime Yönelik Psikolojik Sözleşme İhlalinin İçsel Tatmine Etki Düzeyi
    6. Ödemeler ve Fırsatlara Yönelik Psikolojik Sözleşme İhlalinin Kişisel İş Tatminine Etki Düzeyi
    7. Ödemeler ve Fırsatlara Yönelik Psikolojik Sözleşme İhlalinin Terfi Tatminine Etki Düzeyi

değerlendirilmiştir.

Bu araştırmada da işgörenlerin psikolojik sözleşme ihlâli algı düzeylerinden bu işin nitelikleri, güçlü ve adil yönetim, ödemeler ve fırsatlar ile iş tatmini düzeylerinden terfi, içsel tatmin düzeyleri arasında orta-güçlü düzeyde istatistiki olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Bu sonuca göre çalışmanın birinci hipotezi olan “psikolojik sözleşme ihlal düzeyleri ile iş tatmini arasında negatif ilişki” olduğu kabul edilmiştir. Bu sonuca göre, araştırmanın ana kütlesini oluşturan öğretmenler için örgüt içi ahenk ve örgütsel bütünlük sorunları olabileceğini ifade edilmiştir.

Ayrıca çalışmanın ikinci hipotezi, iş tatmininin bazı düzeylerinin, psikolojik sözleşme ihlal düzeyleri tarafından negatif olarak etkilendiği görülmüş, bu sonuca göre öğretmenler için, örgütsel güveni ve bağlılığı azaltabileceği ve psikolojik sözleşme ihlallerinin öğretmenleri okuldan uzaklaştırabileceğini ifade edilmiştir.

TAM METİN PDF İNDİR


Özge,H. Şirin, K. Gülay D.( 2010). Eğitim Yöneticileri Teknoloji Liderliği Standartlarına İlişkin Öğretmen, Yönetici ve Denetmenlerin Görüşleri. Educational Administration: Theory and Practice 2010, Vol. 16, Issue 4, pp: 537-577 Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, Cilt 16, Sayı 4, ss: 537-577

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin ve denetmenlerin 2009 yılında ISTE (International Society for Technology in Education-Uluslararası Eğitimde Teknoloji Topluluğu) tarafından eğitim yöneticileri için geliştirilmiş olan teknoloji liderliği standartlarının (NETS-A) Türkiye’ye uygunluğuna ilişkin görüşlerini belirlemektir. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen araştırmada; amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitleme örneklemesi kullanılarak belirlenen 46 eğitimciden odak grup ve bire bir görüşme teknikleri ile veriler toplanmıştır. Araştırma bulguları; “Vizyoner Liderlik”, “Dijital Çağ Öğrenme Kültürü”, “Profesyonel Uygulamada Mükemmellik”, “Sistematik Gelişim” ve “Dijital Vatandaşlık” olmak üzere beş ana performans göstergesinin Türkiye’ye uygunluğu konusunda eğitimcilerin çoğunlukla hemfikir olduğunu göstermektedir. Bu standartlardan Türkiye’ye uygun olmayanların uygun olmama gerekçeleri ve uygun olduğu halde hayata geçirilmesinde sorun yaşanabileceği düşünülenlere ilişkin görüşler sunulmuştur. Kaynak yetersizliği araştırmada en büyük sınırlılık olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları teknoloji liderliğinin öğretim liderliği, etik liderlik, toplumsal liderlik, vizyoner liderlik, dönüşümcü liderlik ile beraber ele alınması gerektiğine işaret etmektedir.

https://pegem.net/dosyalar/dokuman/118500-20110602135751-4.pdf


Köksal B. (2011). Okul Müdürlerinin Teknoloji Liderliği Yeterlikleri ve Teknoloji Koordinatörlüğü. Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri. Educational Sciences: Theory & Practice – 11(1). Kış/Winter. 199-213 © Eğitim Danışmanlığı ve Araştırmaları İletişim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.

Bu araştırmanın amacı ilk ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan okul müdürlerinin teknoloji liderliği yeterliklerinin belirlenmesidir. Tarama modeline dayanan bu çalışmada, çalışma evreni olarak İstanbul’un Kadıköy ve Maltepe ilçelerine bağlı 134 ilk ve ortaöğretim okulu belirlenmiş, evrenin tamamı ulaşılabilir olduğundan ayrıca örneklem alınmamıştır. Türkçeye uyarlanan “Okul Müdürlerinin Teknoloji Liderliği Ölçeği”nin geçerlik ve güvenirlik çalışması kapsamında, ölçeğin yapısal geçerliği Doğrulayıcı Faktör Analiziyle (DFA) incelenerek 3 boyutlu yapısının iyi veri-model uyumuna sahip olduğu (CMIN/df= 1.547/CFI= .913/RMSA= .082); Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sonucunda, ölçeğin kümülatif varyansın % 64’ünü açıklayabilecek genel bir faktöre sahip olduğu gö- rülmüştür. Ölçeğin iç tutarlık güvenirliği α= .95 olarak tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda okul müdürlerinin “önemli oranda” (Ort= .85, SS= .54) teknoloji liderliği yeterliğine sahip olduğu ancak “liderlik ve vizyon” boyutunda en düşük yeterliğe sahip olduğu (Ort= .78, SS= .68) belirlenmiştir. Kadın okul yöneticileri “liderlik ve vizyon” boyutunda erkek meslektaşlarından daha yüksek teknolojik liderlik yeterliğine sahipken (p< .05); okulunda bili- şim teknolojileri formatör öğretmeni sıfatıyla görev yapan BT koordinatörü bulunan okul müdürlerinin, “öğrenme ve öğretim” boyutunda daha yüksek teknoloji liderliği yeterliğine sahip olduğu belirlenmiştir (p< .05). Elde edilen sonuçlar ışığında araştırmacılar ve MEB yöneticileri için öneriler geliştirilmiştir.

http://www.kuyeb.com/pdf/tr/d6abe41a943e5d14ead8af53c3c3a102luTAM.pdf


Hüseyin B.(2010). Okul Yöneticilerinin Teknolojik Liderlik Yeterlilikleri Açısından İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi Yönetim Bilişim Sistemleri Gazi Üniversitesi Bilişim Enstitüsü

Bu çalışmanın amacı, okullarda görev yapan okul yöneticilerinin gelişen teknolojiyi okulun yönetiminde ve eğitimde kullanabilmeleri için sahip olmaları gereken teknolojik liderlik yeterliliklerine yönelik bir inceleme yapmak, inceleme sonucunda elde edilen bulguları yorumlamak ve elde edilen sonuçlara göre okul yöneticilerinin teknolojik liderlik yeterliliklerinin düşük olduğu boyutları tespit etmek ve gelişme sağlayacak önerilerde bulunmaktır.

http://toad.edam.com.tr/sites/default/files/pdf/okul-yoneticilerinin-teknolojik-liderlik-olcegi-toad.pdf


Mehmet I. (2015) İlkokul Ve Ortaokul Öğretmenlerinin, Yöneticilerinin “Teknoloji Liderliği” Düzeylerine İlişkin Algıları. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması Ve Ekonomisi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin, okul yöneticilerinin teknoloji liderliği düzeylerine ilişkin algılarını belirlemek ve bu teknoloji liderliği rollerinin öğretmenlerin eğitim-öğretim çalışmalarındaki performanslarını ne kadar etkilediğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda, araştırmanın evrenini, 2012-2013 eğitim- öğretim yılında, Denizli il merkezindeki 139 ilkokul ve ortaokulda görev yapan 3.933 öğretmen oluşturmaktadır

http://acikerisim.pau.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11499/606/Mehmet%20Irmak.pdf?sequence=1


Özden, M. Y., Şimşek, H. (1998). Davranışçılıktan Oluşturmacılığa: “Öğrenme” Paradigmasının Dönüşümü ve Türk Eğitimi. ss. 71-82. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı

2000’li yılların eşiğinde Türk eğitim sisteminin kökten ve acil bir dönüşüm ihtiyacı içinde olduğu artık genel kabul gören bir anlayıştır. Pek çok alanda Türk eğitim sisteminin çağın gerisinde kaldığı, Türk insanını küresel bir dünyada ve bilgi toplumunun gereksinim duyduğu bilgi ve becerilerle donatma konusunda yetersiz kaldığı bilinmektedir. Sorunun kaynaklarına inme konusunda şu an ülkemizde yapılan tartışmalar ve öneriler genellikle sistemin detaylarına hedeflendiği için eldeki sorunun bütünselliği de kaybolmaktadır. Sorunun yapısal boyutları vardır. Yani milli eğitim ve okul sisteminin nasıl örgütlendiği önemlidir. Sorunun program boyutu vardır. Yani milli eğitim sistemimize egemen olan program anlayışının niteliği önemlidir. Sorunun öğretmen boyutu vardır. Yani öğretmenlerin hizmet öncesinde ne tür bilgi ve becerilerle donatıldığı ve meslek içinde kendilerinden neler beklendiği arasındaki uyum veya çatışma önemlidir. Bu birbirinden farklı gibi görülen alanlardaki anlayış ve uygulamalarımızın gerçekte birbiriyle yakından ilintili olduğunu ve altta bunları birbirine bağlayan temel bir paradigmanın var olduğunu başka bir yerde tartıştık (Şimşek, 1997).

Tüm bunlar içinde önemli bir diğer sorun alanı da eğitim sistemimize egemen olan “öğrenme” anlayışıdır. Bu anlayış görünürde sadece “öğrenme” nedir, nasıl gerçekleşir sorularıyla sınırlıymış gibi görünürken, gerçekte öğrenme anlayışı “öğrenene” ilişkin varsayımlarımızla doğrudan ilgilidir. Yani birey ya da insana ilişkin algımız “öğrenme” kavramından ne anladığımızı da belirler ve sınırlar.

Bu makalede, Türk eğitim sisteminde yerleşik ve kökleşmiş olan “öğrenme” anlayışını bilim ve uygulamadaki küresel dönüşümlerin çerçevesi içinde irdelemeye ve bu konuda olası çıkış yollarını araştırmaya çalışacağız. Yükselen ve düşüşteki öğrenme paradigmaların Türk eğitim sistemi ile ilişkisi içinde tartışmaya geçmeden önce nasıl bir dönüşümün içinde olduğumuzu gözden geçirmek yerinde olacaktır. Takip eden bölümde ele alacağımız bu “büyük resimdeki” değişim ve dönüşümler bize önemli ipuçları verecektir.

Yazarlar bu makaleye eşit derecede katkıda bulunmuşlardır. Doç. Dr. M. Yaşar Özden, ODTÜ Eğitim Fakültesi Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü öğretim üyesidir Doç Dr Hasan Şimşek ODTÜ Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim üyesidir.

http://guide.ceit.metu.edu.tr/documents/DavranisciliktanOlusturmaciliga.htm