İstanbul İlindeki Proje Okulu Olarak Belirlenen Mesleki Ve Teknik Anadolu Liselerine Yönetici Görevlendirilmesi Uygulamasına İlişkin Görüşler / Politika Notları – 7

logo_alt_menu

İstanbul İlindeki

Proje Okulu Olarak Belirlenen Mesleki Ve Teknik Anadolu Liselerine

Yönetici Görevlendirilmesi Uygulamasına İlişkin Görüşler

Politika Notları – 7

10.05.2019

Yazının tamamının PDF olarak indirmek için tıklayınız.

Türkiye’de maalesef birçok uzmanlık gibi genelde yöneticilik, özel de eğitim yöneticiliği, daha özelde ise okul yöneticiliği bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmemektedir. Bu yönetim sorunu sadece okula ait bir sorun da değildir. Türkiye’de yönetim el yordamıyla yürüyen, acemiliklerin kıra döke edinilen tecrübelerle aşıldığı bir manzara arz etmektedir. Türk eğitim sistemi okul yöneticilerinin omuzlarındadır ve bu iddiam çok da abartılı değildir. Ne var ki neredeyse hiçbiri yöneticiliğe, eğitim yöneticiliğine ve okul yöneticiliğine dair bir eğitim almadan göreve başlamış ve kendi çaba ve çevreleriyle işlerini nasıl yapacaklarını öğrenmişlerdir. Yöneticilik sürecinde bir unvan ya da statü kazanmamaktadırlar ve herhangi bir özlük hakkı elde etmemektedirler. Bu şartlarda okul yöneticiliği gibi riskli, zor ve yüksek sorumluluk isteyen bir göreve talip olan her bir okul yöneticimiz ve okul yöneticisi adayımız bu ülke için bir şans ve fırsattır.

İstanbul’un en gözde meslek liselerinden 84 tanesi 25.01.2019 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, İstanbul Teknik üniversitesi, İstanbul Sanayi Odası ve İstanbul Ticaret Odasının imzası ile Proje-Protokol okulu yapılmıştır. Protokol neticesinde seçilen okullar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Proje Okulu olarak tescillenmiştir. Yapılan Protokol ile her okula hami diye nitelendirilen bir, iki veya üç adet firma sahibi sanayiciler eşleştirilmiştir. Hamiler ile eşleştirme yapılmasının amacı okullar ile sanayiciyi buluşturarak okulların atölye ve teknoloji bakımından donatılmasını sağlamak ve sanayinin ihtiyaç duyduğu aranan elemanları daha kalifiye olarak yetiştirmektir. İmzalanan protokolde içerik olarak her hangi bir sorun görünmemekle birlikte faydalı bir çalışma olduğu da söylenebilir. On yıl geçerlilik süresi olan protokolün ne derece faydalı olacağı zaman içinde öğrenci ve öğretmenlerin sektör desteğiyle eğitilmeleri ve mezunların istihdamından sonra görülecektir.

Protokolün yönetici ve personel atama yönündeki hükümlerinin uygulanmasında daha ilk uygulamada bazı sorunların yaşanabileceği yönünde bazı tereddütler oluşmaya başlamıştır.

Protokolün 9. Maddesinin 4. Fıkrası, 4 yılını dolduran meslek lisesi müdürlerinin aynı okulda ikinci 4 yıllık süre için 1+1+1+1 şeklinde birer yıllığına görevlendirilmesini şart koşmaktadır. 1+1+1+1 şeklinde görevlendirme hükmü Milli Eğitim Bakanlığının hiçbir mevzuatıyla örtüşmemektedir. Yapılacak olan görevlendirmelerde ise İl bazında kurulacak olan  (PYK)  Protokol Yürütme Kurulunun tavsiyesi ve Ankara da kurulacak olan  (PDK) Protokol Değerlendirme Kurulunun kararları etkin olacaktır. Örneğin bir okul yöneticisi okulun Hamisi firma sahibi ile en küçük bir sürtüşme yaşarsa yeniden görevlendirilmesi mümkün olmayabilecektir.

PYK ve PDK henüz yeni kurulmuş olup her iki kurul üyeleri okul müdürlerini ve diğer idarecileri yeterince tanımamaktadırlar. Okul müdürlüğü görevine devamı konusunda hangi kriterlere göre ve nasıl karar verecekleri konusunda belirsizlik vardır. Proje okullarına yönetici görevlendirmesi kriterlerinin belirlenmiş objektif kriterlerin açıklanması gerekmektedir.

İmzalanan protokol ile proje okulu kapsamına alınan 84 okulun atama takviminde ve MEBBİS başvuru ekranında görünmemesi protokol dışında kalan okul yöneticileri için eşitsizlik yaratmaktadır. Nisan ayının 3. haftasında Proje-Protokol okullarının 4 veya 8 yılını dolduran yöneticilerine farklı bir içeriğe sahip Ek:1 formu ile bir (tek) tercih yapma hakkı verilmiştir. Tek tercih hakkı verilmesi müdürler arasında tereddütler yaşanmasına ve belirsizliklere yol açmıştır. Neden daha fazla okul tercih etme hakkının verilmediği bilinmemektedir. Proje Uygulayan Okullar yönetmeliğinde tek tercih yapılır diye bir kısıtlama veya hüküm bulunmamaktadır. Görevlendirmeler yapıldıktan sonra görevlendirilmeyen okul müdürlerinden sonucu yargıya taşınması süreci kesintiye uğratabilecektir.

Uzun vadede planlamanın bu okulların öğretmen eğitimi, öğrenci eğitimi, müfredat yazımı, yönetici ve öğretmen atama, istihdam ile birlikte MEB’in okul üzerindeki etkisinin azalarak özelleşmeye doğru gidebileceği endişesini doğurmaktadır.

Protokol 9–2. Maddesinde; “Okul müdürü öncelikle okulda eğitimi ve öğretimi yapılan alanların atölye öğretmenlerinden okul içerisinden, aday bulunamaması halinde il içerisinden, il içerisinde de aday bulunamaması halinde il dışından PYK tarafından önerilir.” hükmünce yöneticilik niteliklerine göre somut bir değerlendirme yapılmadan bir alana mensup öğretmenleri topyekün başarılı ya da başarısız olarak nitelendirilmektedir ki bu durum eğitim yönetimi ilkeleriyle çelişmektedir. Kaldı ki bu okulları protokol imzalayacak duruma getiren, nitelik olarak gelişmesini sağlayan hâlihazırdaki okul müdürleri de eğer meslekçi değilse PYK tarafından bir değerlendirmeye dahi tabi tutulmadan topyekün başarısız sayılmaktadır.

Sonuç olarak; yönetim işinde liderlik vasıfları yanında eğitim, alan bilgisi, tecrübe, ilgi, istek gibi kriterlerin yanında iyi bir yöneticinin sadece atölye ve meslek dersi öğretmenlerinden olabileceği değişikliğinin bilimsel literatürdeki karşılığını gözden geçirilebilir. Okulun genel amaçları ve uzmanlık açısından bakıldığında meslek dersi öğretmenlerinin bu okullarda idarecilik yapmaları elbette tercih nedeni olabilir. Ancak, eğitim sisteminin en kritik öğesi okuldan beklenen sonuçların meslek liseleri açısından alınamamış olmasının önemli bir sebebinin branşı atölye ve meslek dersi öğretmeni olmayan okul müdürleri olmayabilir. Genel olarak eğitimin reorganizasyonu ve okul yöneticiliğinin profesyonel bir meslek olarak kabul edilmemiş olması, seçilmeleri yanında aday ve görevdeki yöneticilere gerekli hizmet öncesi ve sırası eğitimlerin verilmemiş olması olabileceği gözardı edilmemelidir.

MEB’e bağlı tüm okul ve kurumlardaki yöneticilerin profesyonel bir meslek olarak görülerek bütüncül olarak ele alınması gerekmekte olup meslek liselerine farklı, imam hatip liselerine ve diğerlerine farklı farklı çözümlerin eşitlik, adalet ve bütünlük ilkelerini zedeleyebilecektir.

Öncü Okul Yöneticileri Derneği

www.oncuyoneticiler.com

Yazının tamamının PDF olarak indirmek için tıklayınız.