Öğretmenlerin Performans Değerlendirme Sistemi Pilot Çalışmasına İlişkin Görüşler / Politika Notları – 4

logo_alt_menu

Öğretmenlerin Performans Değerlendirme Sistemi

Pilot Çalışmasına İlişkin Görüşler

Politika Notları – 4

27.11.2017

Yazının tamamının PDF olarak indirmek için tıklayınız

Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce 23 Ekim – 31 Ekim 2017 tarihleri arasında 12 ilde ve 132 okulda pilot çalışması  gerçekleştirilen Öğretmen Performans Değerlendirme Sistemine ilişkin Öncü Okul Yöneticileri Derneği olarak görüşlerimizi kamuoyuyla ve ilgililerle paylaşmak isteriz.

Öğretmen Performans Değerlendirme Sisteminin Amacı Net Değildir

Öğretmen Performans Değerlendirme Sisteminin (ÖPDS) birbiriyle bağlantılı iki amaca hizmet etmesi beklenir:

  1. Öğretmenin mesleki niteliğinin sürekli gelişmesini sağlamak,
  2. Öğretmenin kariyerde yükselme koşullarını belirlemek.

Uygulamanın, ilgili yönetmelikte ve yapılan açıklamalarda her iki amaca da hizmet etmesi öngörülmektedir. Ancak tam olarak hangi amacın öncelikli olduğu anlaşılamamaktadır. Öğretmenler bakımından ÖPDS’nin, bu iki amacın ötesinde bir cezalandırma mekanizması olarak işlev göreceği kaygısı bulunmaktadır.

Kariyer Basamakları Olmayan Meslekte Yükselme Olmaz

Öğretmenlik mesleği, kariyer basamakları olan bir meslek değildir. On yıl kadar önce çıkarılan öğretmenlik kariyer basamakları ile ilgili mevzuat kadüktür. Aday öğretmenlik ve öğretmenlik kademeleri, çağdaş kariyer basamaklarına karşılık gelen kariyer basamakları değildir. Yüksek performanslı bir öğretmenin, kariyerinde nasıl bir değişiklik olacağı öngörülmemiştir.

ÖPDS Kriterleri Nesnel Değildir

Öğretmenlik mesleği kariyer basamakları belirlenmemişken ÖPDS’nin öğretmenlik mesleği kariyerinde yükselme aracı olarak kullanılmasının beklenmesi mümkün değildir. Böyle bir amaç için kullanılacak olsa dahi ÖPDS’de puanlamaya esas olan kriterlerin ölçülebilir, kanıtlanabilir olma niteliği oldukça zayıf olduğundan adaletin sağlanması mümkün olmayacaktır.

Öğretmenlik Her Koşulda Aynı Nitelikte Yürütülen Bir Meslek Değildir

ÖPDS’nin öğretmenin mesleki niteliğinin sürekli gelişmesini sağlamak amacıyla kullanılması da mümkün görünmemektedir. Öğretmenlik mesleğinin icrası, mesleğin icra edildiği koşullarla doğrudan ilişkili olarak şekillenmektedir. Mesleğin icra edildiği koşullar (verilen ders, okul türü, okulun kademesi, eğitim ortamı, sosyal ve ekonomik çevre vb.) göz önünde bulundurulmadan merkezi bir sistemle yapılacak değerlendirmeler sağlıklı, adil ve amaca uygun olmayacaktır. Aksine öğretmenlerin mesleki adanmışlıklarını tehdit edecek sonuçlara yol açabilecektir.

Değerlendirecek Taraflar Yetkin Değildir

ÖPDS’nin 360 Derece Performans Değerlendirme Yaklaşımını esas aldığı görülmektedir. Bu amaçla yönetici, veli, öğrenci, öğretmen, zümre öğretmeni ve özdeğerlendirme olmak üzere altı farklı kanaldan değerlendirme yapılması öngörülmüştür. Öğretmenlerin, bu grupların, öğretmenleri ve öğretmenlik mesleğini değerlendirme yetkinliklerinin olmadığı yönünde güçlü bir kanaatleri vardır. Bu kanaat, yapılacak değerlendirmelerin öğretmenler bakımından geribildirim değerini düşürmektedir. Bu da ÖPDS’nin mesleki gelişime esas olması bakımından önemli bir eksikliktir.

Performansın Tanımı Net Değildir

“Öğretmenin performansı”nın tam olarak karşılığı belli değildir. Öğretmenin okula ve derse zamanında gelmesi, dersini belirlenen müfredata uygun olarak işlemesi, yasal olarak belirlenmiş diğer görevlerini (nöbet, kurul, sosyal etkinlik, disiplin, rehberlik vb.) yerine getirmesi durumunda performansının düşük olup olmaması diye bir soru sorulabilir mi? Bir kamu görevlisi olarak öğretmen yasal sorumluluklarını yerine getirmiyorsa, yasanın gerektirdiği sonuçlara muhatap kalacaktır. Yasal sorumluluklarını yerine getiriyorsa, “performans” ile kastedilenin ne olduğu açıkça belirtilmelidir.

Diğer Bazı Hususlar

Ulusal ve Mesleki Muhafazakarlık

Anlaşıldığı kadarıyla ve beklendiği üzere ÖPDS’nin birincil amacı öğretmenin mesleki gelişimini sürekli kılmak ve bu yolla eğitimin niteliğini artırmaktır. Bu durumda nitelikli öğretmenin ayırıcı özelliklerinin neler olduğu, bu niteliklerin nasıl ve hangi yollarla kazandırılacağı gibi soruların cevaplanması gerekmektedir. Esasen, gerek Ulusal Öğretmen Strateji Belgesinde gerekse MEB’in yaptığı diğer çalışmalarda öğretmenlerin sahip olması gereken yetkinlikler de, bunların nasıl ve ne yolla edindirileceği de tartışılmış ve belirlenmiş gibi görünmektedir. Ne var ki gerek ulus-devletlerin gerekse eğitim-öğretim hizmetlerinin ve bunun uygulayıcısı olarak öğretmenlik mesleğinin muhafazakarlığı belgeler üzerinde gerçekleştirilen bazı dönüşümlerin önündeki en büyük engeldir.

Öğretmen niteliğinin 21. yüzyılın beklentilerini karşılayacak biçimde dönüştürülmesi öncelikle bu muhafazakarlıklarla nasıl baş edileceğine dair ulusal bir politikanın belirlenmesini gerektirmektedir.

Öğretmenlik ve Performans

Performans, “alınan sonucun harcanan emeğe oranı” olarak da tanımlanmaktadır. Öğretmenlik mesleği, sınırları yasalarla belirlenmiş bir kamu hizmeti ise, yasada yer almayan bir sorumluluk söz konusu olamaz. Hatta bir kamu görevlisi olarak, üstlenilen görevi, yasada olmayan biçimde yerine getirmek suç olabilir. Öğretmenlik mesleğinden örnek vermek gerekirse bir öğretmenin okul dışı zamanlarda da öğrencilerle zaman geçirmesi, onlarla mesleki sorumluluklarının bir kısmını ya da mesleki sorumluluk sınırlarının dışına taşan bazı görevleri yerine getirmesi performans olarak değerlendirilebilir mi?

Kabaca piyasa ekonomisinin şartları içinde, daha fazla satış yapan, daha fazla müşteri memnuniyeti sağlayan çalışanlara verilecek ek hakları, kariyer kriterlerini belirlemek amacıyla kullanılan “performans” kavramının öğretmenlik mesleği ile ilişkilendirilmesi tartışılmalıdır.

Aşırı Merkeziyetçi Yapı

Türk eğitim sistemi, oldukça büyük bir yapı olmasına rağmen aşırı merkeziyetçi bir yönetim ile sürdürülmektedir. Okullar ve eğitim hizmetleri doğası gereği esnek örgütsel yapılanmak gerektirir. Aşırı merkeziyetçi yaklaşım, esnek örgütsel yapılara müsaade etmemektedir, edemez. Hal böyle olunca merkezde geliştirilen politikalar, müfredat ve uygulamalar sonuç vermemektedir.

Öğretmen Niteliğini Artırmak İçin Öncelikli Alanlar

Öğretmen niteliğini artırmanın yegane yolu öğretmenlerin performansını değerlendirmek olmamalıdır. Öncelikle öğretmen yetiştiren kurumlar olan üniversitelerin ve eğitim fakültelerinin niteliği tartışılmalıdır.

Eğitimdeki nitelik sorunu, öğretmenlerin niteliklerinden ziyade eğitim ve okul yönetiminin niteliği ile ilişkilidir. Türkiye’de öğretmen niteliği sorunu değil eğitim ve okul yönetimi sorunu bulunmaktadır. Eğitim ve okul yönetiminin niteliğinin artırılması öncelenmelidir.

Son olarak Türk eğitim sistemi sınav bağımlısıdır. Öğretmen performansının genel göstergesi de sınav başarısı olarak algılanmaktadır. Sınav bağımlılığından kurtulmadıkça, sınav başarısı dışındaki öğretmen niteliklerinin kayda değer bir önem kazanması beklenemez.

Öğretmenlik mesleği, doğası gereği, usta-çırak ilişkisi içinde gelişen bir yetkinlikler kümesidir. Öğretmen niteliğinin artırılması, meslektaş etkileşimi, mentorluk, üniversite-okul işbirliği, eğitim liderliği gibi yaklaşımlarının okula dayalı yöntemlerle geliştirilmesi ile mümkün olabilir.

Sonuç olarak ÖPDS, öğretmenleri, eğitimdeki nitelik sorunun tek sorumlusu gibi algılayan bir yaklaşımın ürünü olarak ortaya çıkmış, teşvik edici olmaktan çok suçlayıcı ve onur kırıcı, amaçları nasıl uygulanacağı ve sonuçları net olmayan, Türkiye’nin ve çağdaş dünyanın gerçekleriyle uyuşmayan bir uygulamadır.

Kamuoyuna saygıyla arz ederiz.

Öncü Okul Yöneticileri Derneği

www.oncuyoneticiler.com

Yazının tamamının PDF olarak indirmek için tıklayınız.